Paylaş
29.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin üçüncü günü; kadınların toplumsal hafızadaki yerini, adalet arayışlarını ve farklı coğrafyalardaki varoluş mücadelelerini odağına alan programıyla Ankaralı sinemaseverlerle buluştu. Ankara’nın farklı kültür ve sanat noktalarında gerçekleşen film gösterimleri, paneller ve usta sanatçılarla yapılan söyleşiler, sinemanın kadın emeğini görünür kılma gücünü bir kez daha en yüksek perdeden hissettirdi.
Festivalin üçüncü günü 4 Haziran, sabah saat 11.00 seansında izleyicilere sunulan Farnoosh Samadi’nin yönettiği Düşler ve Umutlar Arasında ve Cecilia Verheyden’in Kürek Teknesi yapımlarıyla başladı. Çocukluktan gençliğe geçiş evresindeki toplumsal kırılmaları ele alan naif anlatının ardından, su ve kürek sporunu metafor olarak kullanarak erkek egemen bir dünyada varlık gösterme çabasını işleyen yapım izleyicilerden büyük ilgi gördü.
Saat 14.00 seansında izleyiciler, Macar sinemasının usta ismi Judit Elek’in katı kuralların kıskacındaki bireylerin özgürlük mücadelesini gözler önüne seren Karadaki Ada filmi ve Amazon’un derinliklerinde ataerkil yapılara karşı direnen kadınları odağına alan Beka Munduruku, Aldira Akay ve Rilcélia Akay’ın Mundurukuyü: Balık Kadınların Ormanı belgeseli ile buluştu.
Saat 16.30 seansında, modern çağın karmaşık ilişkilerinde kadınların ödedikleri bedelleri estetik bir görsellikle sunan Anna Fitch ve Banker White’ın Yo, Aşk Asi Bir Kuştur filmi ile Judit Elek’in karakter analizlerindeki ustalığıyla dikkat çeken Belki Yarın filmleri perdedeydi. Akşam saat 19.00 seansında, usta yönetmen Lucia Murat’ın kurmaca ile belgesel öğeleri harmanladığı kült yapıtı Yaşadığını Görmek Ne Güzel ile insan-doğa arasındaki söze dökülmeyen derin bağı izleyicinin kalbine dokunan bir üslupla ekrana taşıyan Ildiko Enyedi’nin Sessiz Dost filmleri sinemaseverlerle buluştu. Yaşadığını Görmek Ne Güzel filminin gösteriminin ardından yönetmen Lucia Murat ile gerçekleştirilen söyleşide film; kişisel hafıza, işkence deneyimi, diktatörlük ve sanatın dönüştürücü gücü üzerine derinlikli bir sohbete dönüştü.
Murat, filmin doğrudan kendi deneyimlerinden ve yol arkadaşlarının yaşadıklarından beslendiğini belirterek, yıllarca terapi sürecinde sürekli işkence anılarıyla yüzleştiğini anlattı. İlk uzun metraj filmi olan bu yapımın ortaya çıkış sürecinde çevresindeki insanların “unut” diyerek geçmişi geride bırakmasını istediğini ancak kendisinin tam tersine toplumsal unutmaya karşı durarak hatırlatmayı seçtiğini söyledi. Türkiye’deki darbe deneyimleriyle film arasında kurulan benzerlikler üzerine gelen bir soru üzerine Murat, sinemanın kendisi için bir hayatta kalma aracı olduğunu ve diktatörlüklere karşı mücadele etmenin önemini vurguladı. Yıllar sonra karşılaştığı eski bir arkadaşının ona “Yaşadığını görmek ne güzel” demesinin filmin adına ilham verdiğini aktaran usta yönetmen, Brezilya’da neşeli bir imaj pazarlanmasına rağmen diktatörlük döneminin etkilerinin son derece ağır olduğunu ifade etti.
Günün son seansı olan 21.30’da ise, şehir hayatının labirentlerinde farklı sınıflardan kadınların ortak deneyimlerini işleyen Maryam Touzani’nin Malaga Sokağı ile Lucia Murat’ın işkence mağduru yakın arkadaşı Vera’nın anısına adadığı, kolektif hafızayı sorgulayan Bana Anlatılan Anılar filmleri gösterildi. Bana Anlatılan Anılar filminin ardından yönetmen Lucia Murat ile söyleşi gerçekleştirildi.
Ankara’nın Dört Bir Yanında Panel ve Söyleşiler
Kült Kavaklıdere Sineması’nda saat 15.00’te, sektörün uluslararası alandaki önemli isimleri Melanie Iredale, Nadira Murray ve Seemab Gul’un katılımıyla “Uluslararası Satış, Dağıtım ve Festivallerin Gizemini Çözmek Paneli” gerçekleştirildi. Panelde, bağımsız sinemada bir filmin üretim sonrası festival yolculuğu, küresel dağıtım ağlarına erişim stratejileri ve kadın sinemacıların karşılaştığı küresel fırsatlar ile engeller tartışıldı. Katılımcılardan Seemab Gul ile gerçekleştirilen söyleşide, festival kapsamında 6 ve 7 Haziran’da gösterilecek olan Hayalet Okul filminin toplumsal meseleleri ele alan çıkış noktası konuşuldu. Pakistan’da ihmal ve yolsuzluk nedeniyle terk edilen 15 binden fazla “hayalet okul” bulunduğunu ve yaklaşık 24 milyon çocuğun eğitimden mahrum olduğunu belirten Gul, hikâyeyi küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatarak kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmelerine, çocuk işçiliğine, toplumsal cehalete ve kadınların karşı karşıya kaldığı engellere dikkat çekmeyi amaçladığını ifade etti. Panelistlerden yapımcı Nadira Murray ise festivalde 5 Haziran’da gösterilecek olan Jane Cumming’in Eğitimi filmi üzerine durarak, 1810 yılında İskoçya’da kendi imkânlarıyla kız çocukları için yatılı okul açan iki kadının hayatını altüst eden bir skandalı ve davanın gerçek hikâyesini anlattı. Murray, yönetmen Sophie Heldman’ın senaryoyu mahkeme belgelerinden yararlanarak oluşturduğunu; filmin, tarihsel bir davayı adalet, eşitsizlik ve ayrımcılık temaları üzerinden ele aldığını anlattı.
Mamak Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde saat 14.00’te gerçekleştirilen “Yeni Han” belgesel gösteriminin ardından yapılan söyleşide; savaş, göç, dayanışma, empati ve yabancı düşmanlığı ele alındı. Bilge Olgaç Başarı Ödülü sahibi Bingöl Elmas, kadınların kendi sorunlarını hakiki biçimde ortaya koymasının önemini vurgulayarak, kibirsiz bir dayanışma ve empatiyle yabancı düşmanlığı tuzağına düşmemek gerektiğini ifade etti. Dünyanın her yeri kadınlar için güvenli olana kadar mücadele edilmesi gerektiğini belirten Elmas’a ek olarak moderatör Halime Güner de hakların ancak örgütlü mücadeleyle kazanılabileceğini ve empatinin başkasının hayatını hissederek düşünmek anlamına geldiğini vurguladı.
Etimesgut CKM sahnesinde saat 19.00’da sinemaseverlerle buluşan “Koridor” filminin gösterimi sonrasında ise festivalin Onur Ödülü sahibi usta sanatçı Emel Göksu ile sarsıcı bir söyleşi gerçekleştirildi. İki kız kardeşin aynı evdeki yaşamı üzerinden yaşlılık, yalnızlık ve aile ilişkilerini hem duygusal hem de mizahi bir dille ele alan film sonrası konuşan Göksu, hayatta her şeyin siyah ya da beyaz olmadığını belirterek seyircileri karakterlerin yaşamına grinintonlarıyla bakmaya davet etti. Halime Güner moderatörlüğündeki söyleşide izleyiciler de aktif katılım sağlayarak Türkiye’de giderek görünür hâle gelen kadın yoksulluğunu, yaşlı kadınların destek mekanizmalarına erişimde yaşadığı zorlukları ve sosyal devlet politikalarını detaylıca
tartıştı.
5 Haziran Bugün Bizi Neler Bekliyor?
Festivalde heyecan 5 Haziran’da da hız kesmeden devam ediyor. Bugün saat 11.00 seansında Dünyadan Kısa Yansımalar ve Xiaolu Guo, Andrea Luka Zimmerman ve Mania Akbari’nin Dönüşün Üç Yolu filmleriyle başlayacak program, saat 14.00’te Sophie Heldman’ın Jane Cumming’in Eğitimi ve Farnoosh Samadi’nin Düşler ve Umutlar Arasında yapımlarıyla sürecek. Jane Cumming’in Eğitimi filminin ardından yapımcı Nadira Murray söyleşi gerçekleşitirilecek. Saat 16.30 seansında Lorena Luciano’nun Rahibeler Vatikan’a Karşı ve Lucia Murat’ın Bana Anlatılan Anılar filmi izleyiciyle buluşurken, saat 19.00 seansında Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın yönettiği Kuru Taşın Başı ve Bérangère McNeese’nin Gökteki Kızlar filmleri perdede olacak. Rahibeler Vatikan’a Karşı filminin gösterimi sonrası yapımcı Filippo Piscopo ve filmdeki rahibelerden birinin katılımı ile söyleşi gerçekleştirilirken; Kuru Taşın Başı ve Bana Anlatılan Anılar film gösterimlerinin ardından yönetmenler izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. Günün kapanış seansı olan 21.30’da ise Yulia Lokshina’nın Cennetin Yakınında ve Lucia Murat’ın Oyun Vakti filmleri sinemaseverlerin beğenisine sunulacak. Film gösterimleri ardından yönetmenler ile söyleşi gerçekleştirilecektir.
Ayrıca akşam kuşağında iki önemli etkinlik daha sinemaseverleri bekliyor. Etimesgut CKM sahnesinde saat 19.00’da Yeni Han filminin gösterimi ve ardından yönetmen Bingöl Elmas ile söyleşi gerçekleştirilecek. Aynı saatte Kült Kavaklıdere Sineması’nda, moderatörlüğünü Mutlu Binark’ın üstleneceği, Tuvana Simin Günay, Aysun Öner ve Mine Pakel’in konuşmacı olarak katılacağı “Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Kadın Emeği” paneli düzenlenecek.
Dünyadan Kısa Yansımalar Seçkisi
Festivalde 5 Haziran programının perdesi, farklı kıtalardan kadın yönetmenlerin deneysel ve vurucu hikâyelerini bir araya getiren zengin bir uluslararası seçkiyle açılıyor. Bu kuşakta izleyiciyle buluşacak olan Dünyadan Kısa Yansımalar programı kapsamında; Debarati Gupta’nın bir kadının aile içindeki sessiz ağıtını işleyen Pustan Önceki Sabah, Marthe Peters imzalı yakınlık ve savunmasızlık üzerine kırılgan bir kolaj sunan Henry Uyumayı Seven Bir Kızdır, Marie Lukáčová’nın ekolojik ve feminist perspektifi animasyonla harmanlayan Orla yapıtı, Narges Kalhor’un geleneksel cinsiyet rollerini fantastik bir dünyada tersine çeviren
Tırnaklarını Sev! filmi, Mischa Andreski imzalı köklerine dönen bir kadının kalıtsal hastalıkla imtihanına odaklanan Miras ve Anahid Yahijan’ın annelik sonrası yabancılaşmayı anlatan görsel şiiri Evcil İblis yapımları eksiksiz bir şekilde sinemaseverlerle buluşuyor.
Dönüşün Üç Yolu / Xiaolu Guo, Andrea Luka Zimmerman ve Mania Akbari
Dünyadan Kısa Yansımalar ile aynı seansta beyaz perdede olacak bu deneysel yapıt, sinema dünyasının üretken isimleri Xiaolu Guo, Andrea Luka Zimmerman ve Mania Akbari’nin ortak imzasını taşıyor. Film, coğrafi sınırları aşan anlatımıyla yerinden edilme, aidiyet duygusu, köklere dönüş arayışı ve kişisel yeniden keşif temalarını sorgulayarak festivalin düşünsel zenginliğini üst seviyeye taşıyor.
Jane Cumming’in Eğitimi / Sophie Heldman
1810 yılında İskoçya’da geçen bu çarpıcı dönem draması, kendi imkânlarıyla kız çocukları için yatılı bir okul açan iki kadının gerçek hikâyesini odağına alıyor. Bir öğrencilerinin ortaya attığı ilişki iddiasıyla hayatları altüst olan kadınların 10 yıl süren tarihi adalet mücadelesini işleyen film, yapımcı Nadira Murray’ın aktardığı üzere mahkeme belgelerinden yararlanılarak ve bu kez LGBT perspektifinden ele alınarak sarsıcı bir ayrımcılık anlatısı sunuyor.
Düşler ve Umutlar Arasında / Farnoosh Samadi
Farnoosh Samadi imzalı bu naif ama gerçekçi büyüme hikâyesi, gelenek ile modernite arasında sıkışan Azad ve Nora’nın aşkını merkeze alıyor. Yapıt, çocukluktan gençliğe geçiş evresindeki bireylerin karşılaştığı toplumsal kırılmaları, karmaşık aile içi dinamikleri ve geleceğe dair içlerinde her şeye rağmen besledikleri umutları dokunaklı bir dille ekrana taşıyor.
Rahibeler Vatikan’a Karşı / Lorena Luciano
Emmy ödüllü yönetmen Lorena Luciano imzalı bu dinamik belgesel, Katolik Kilisesi içindeki istismarı ve bu kökleşmiş sessizlik duvarını yıkan rahibelerin kararlı mücadelesini konu ediniyor. Film, katı kurumsal yapılara ve inanç sömürüsüne karşı adalet arayan kadınların yürüttüğü ilham verici direnişi güçlü bir kurguyla gözler önüne seriyor.
Bana Anlatılan Anılar / Lucia Murat
Usta sinemacı Lucia Murat’ın diktatörlük döneminde birlikte mücadele ettiği ve işkence mağduru olan yakın arkadaşı Vera’nın anısına adadığı bu dramatik yapıt, hafıza sorgulamalarıyla yeniden seyirciyle buluşuyor. Geçmişin devrimci idealleri ile günümüz dünyasının kaçınılmaz gerçekleri arasında sıkışan bir grup eski gerillanın hüzünlü hikâyesini işleyen film, kolektif belleği diri tutmayı amaçlıyor.
Kuru Taşın Başı / Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz
Türkiye sinemasından kadın yönetmenlerin güncel üretimlerini buluşturan Yakın Plan bölümü kapsamında gösterilecek olan bu Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz yapıtı, sinemaseverlere nitelikli bir atmosfer sunuyor. Karakter analizlerindeki derinliğiyle öne çıkan film, bireyin içsel sıkışmışlıklarını ve toplumsal aidiyet bağlarını Ustaoğlu’nun güçlü sinematografisiyle perdede buluşturuyor.
Gökteki Kızlar / Bérangère McNeese
Festivalin ilgiyle takip edilen akşam seanslarında sinemaseverleri selamlayacak olan bu yapım, özgürlüklerinin peşinden giden kadınların dünyasını eksenine alıyor. Toplumsal sınırları ve kendilerine dikte edilen geleneksel rolleri aşmaya çalışan kadınların kararlılıklarını işleyen film, salonda güçlü bir dayanışma duygusu uyandırıyor.
Cennetin Yakınında / Yulia Lokshina
Günün son kuşaklarında perdede yerini alacak olan bu etkileyici film, izole coğrafyalarda ya da toplumsal sınırların kıyısında yaşayan insanların dünyasına sarsıcı bir kapı açıyor. Yapım, bireylerin kendi küçük evrenlerinde kurmaya çalıştıkları hassas düzeni, mutluluk arayışlarını ve sistemle olan görünmez çatışmalarını dramatik bir derinlikle sunuyor.
Oyun Vakti / Lucia Murat
Usta yönetmen Lucia Murat’ın büyük ses getiren bu yapıtı, bürokratik engeller nedeniyle belgeselden kurmacaya evrilen yaratıcı süreciyle dikkat çekiyor. Siyahi yazar Lima Barreto’nun tarihi eserine de atıfta bulunan film; izleyiciye 100 yılı aşkın süredir ırkçılık, şiddet, gelir adaletsizliği ve kadınlara yönelik eşitsizlikler gibi temel yapısal problemlerin hiç değişmediğini şiirsel ve politik bir dille hatırlatıyor.
Basın Kiti Drive Linki:
https://drive.google.com/drive/folders/1wet4eImykRhZ__f13Fe7VBlpHuRiryYh
Festival ve katalog detayları hakkında:
İletişim ve sorularınız için: Katayoun Dadashi (Basın Sorumlusu) / 0552 282 7934 / basin@ucansupurge.org.tr



