KADIN HAREKETİNİN DEĞİŞİMİ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ
KAPADOKYA 28-30 OCAK 2018

28-30 Ocak 2018 tarihinde Kapadokya’da gerçekleştirilen ‘Kadın Hareketinin Değişimi, Bugünü ve Geleceği’ toplantı özeti;

29 OCAK 2018 KONUSMALARI

GULRIZ UYGUR: ADALETSIZLIK IKLIMI:

2010’lardan itibaren tüm dünyada, adaletsizlik ikliminin geliştiği ve genişlediği görülmektedir. Hepimiz zaman zaman bu durumun gözlemcisi ve şikayetçisi durumundayız. Ancak kendimize yöneltmemiz gereken birtakım sorulardan kaçmamalıyız. Örneğin; bizler yapıp ettiklerimizle bu gelişen adaletsizlik iklimine ne kadar katkıda bulunuyoruz? Yoksa tek bildiğimiz kendimizin adaletsizliğe uğrayan konumunda olduğumuz mudur?

Adaletsizlik iklimini değiştirebilmek noktasında iki şey önemlidir:

  • İnsan olmanın anlamını kavramak
  • Adaletsizliği görebilmek (Hitler döneminde milyonlarca insanın körleşmesi örneği)

Adaletsizlik İklimi, (Albert Camus’unun tanımını verdikten sonra), adaletsizliğin en üst seviyeye taşınması, umutsuzluğun hakimiyeti, bütünüyle yaratıcılığın ortadan kaldırılması ve kriz dönemine girilmesi.

Kriz donemi 2 yönüyle tarif edilebilir:

  • Negatif anlamıyla kriz: Geleceğe dair tüm umutların kaybolması, belirsizliğin hâkim olması, tutarlılığın ve uyumun kaybolması
  • Pozitif anlamıyla kriz: Bir karar alma anındaki kriz. Çözüme gidebilecek yolda yaşanan karar verme durumundaki, üretken kriz.

Adaletsizliği ortadan kaldırabilmek için öncelikli önem adaletsizliği görmektir. Adaletsizliği, yaşandığı, oluştuğu noktada görmek ve anlamaktır. Anlamak için önce görmek, görmek için de önce doğru bakmak gerekir. Kriz dönemlerinde, zor günlerde ise doğru bakmak, bireysel egolar, korkular vs. gibi sebeplerle imkansızlaşır. Böylece adaletsizlik iklimi yeniden ve yeniden ürer.

Adaletsizlik ikliminde, adaletsizliğin kendisi görünmez kılınır! Albert Camus’nun sözleriyle: “İnsan haklarını korumak adına yapılan toplu katliamlar ve insanın unutulması’’

Yine Camus’nun kriz dönemlerinde doğru bakması beklenen sanatçının durumu ile ilgili tarifi,” 20. Yy.da dönüşümün anahtarını elinde tutar” .

Kriz dönemlerinde toplumsal normlar baskıcı hale gelir, insan ilişkileri güvensizleşir, dayanışma gerekir, etik davranmak gerekir, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve hiyerarşik ilişkilerin farkında olmak gerekir. Bunu yapabilmek için de başkasının derdi ile, kendininmiş gibi dertlenerek ilgilenmek gerekir. Bunu yapabilmek için de önce insan olarak görmek gerekir. Bireyleri, sesi olan varlıklar olarak görmek, bizi negatif kriz içinden pozitif krize, ötekileştirmeden anlamaya götürür.

Melis Alphan’in yazısının başlığı gibi “Adaleti Göremeden Öldü, Zaten Adalet Gelmedi”, ulusal ve uluslararası hukuksal alanda da kadına karşı şiddete yönelik birçok gelişme olsa da bunlar uygulama ve pratiğe geçmiyor. Birçok uygulayıcı, 6284’un …” onur sahibi olmak…”la ilgili maddesinin farkında bile değildir.

Adaletsizlik iklimini sürdüren şartları biliyor muyuz?

Birbirimizi sevmeyi bırakmamak mümkün mü? Yollarını biliyor muyuz?

Karşımızdakini insan olarak görmeyi nasıl sürdürebiliriz?

SERPIL SANCAR: KADIN HAREKETININ DUNU BUGUNU YARINI

Dünyada başarılı kadın hareketlerinin profili nedir? Türkiye’deki kadın hareketlerinin buradaki yeri nedir?

Wietnam savaşını medyadan yayılabilen ilk örnek kabul edersek, hem savaş karşıtı hareketin beraberinde feminist hareketi doğuran önemli bir dönüm noktası olduğu görülür. Feminist hareketin etkisinin yaygın olabilmesi için benzer özgürlükçü hareketlerle es zamanlı olması önemlidir. Wietnam’in ardından 2. Dalga kadın hareketi hem savaş karşıtı hem de feminist bir hareket olarak doğmuştur. Radikal sol hareketin içinde kadınlar olamadı. Özgürlükçü hareketler hep erkek egemendi. Bu 2. Dalga hareket ise erkek egemenliğini eleştiren aktivist ve kuramsal bir hareketti.

Türkiye’deki kadın hareketinin çıkışı ise ‘80’lerin sonu ‘90’larin başına doğrudur. Atlantik’teki hareketten farklı olarak özgürleşme hareketinin yükseldiği değil, çöktüğü zamanlara rastlar. Bunun hem avantajları hem dezavantajları olmuştur. Avantajları; harekete karışan, müdahale eden çok fazla “bilmiş” erkek yoktu. Dezavantajı ise eşzamanlı bir özgürlük hareketi olmamasıydı. Bu son durum ‘90’larin başında aşılmaya başlandı. Oluşan yeni özgürlük hareketi içinde, feminist hareket de, ‘’Kadına Karşı Şiddet” vs. gibi kendine özgü gündem oluşturabildi. Yine bu donemde feminist hareket içinde bir takım ayrılıklar olustu:

1- Kız çocukların eğitimi, laiklik vs. gibi gündemleri olan Modernist (Kemalist) feministler,

2- Modernist bakis acisinin dindar kadinlari disladigini dusunen Dindar/Islamci Feministler,

3- “Turk kadini” tarifine karsi Kürt Feministler.

Dindar / Islamci kadinlarin da ,Kürt kadinlarinin da okumaları feminist harekete çok katki sundu. Bu uc bakis acisinin siyasal isbirligi cok yararli oldu. Ama Islamci kadinlarla , kadinin bedeninin özgürlüğü uzerine anlaşılamadı. Kürt kadini ile ise anti-militarist ve baris odakli bir cizgide uzlasilamadi.

Böylece hareket 2000ler’in ortalarına kadar basarili iken, 2010’dan itibaren geriledi.Bugun feminist örgütler krizdedir. Örgütlerin kitleselligi yok olmuştur. Aslinda dunyada da kuresel orgut donemi bitmistir. Yüz yüze kadin örgütlerinin bir cikmazi bulunmaktadir; ciddi bir bilinc yukseltme yapmakta ama yüz yüze iletisim ayni zamanda iliskiyi duygusallastirmaktadir.

Günümüzde kadin örgütlerinin icinde bulunduğu 3 önemli durum şunlardır;

1- Örgütlerde iletisimin duygusallasmasi, “seni seviyorum”/”senden nefret ediyorum” ikilisi disina cikamamasi. Ozelestiri yapilamamasi, rasyonel elestirinin yoklugu, yüzleşmenin yerini dedikoduya birakmasi , aracilarla yuzlesme ahlaksizligi yerlesmesi gibi ILETISIMSIZLIK sorunlari hareketi hizla apolitiklestirmistir.

2- Kadin orgutlerinin devletle uzlasmamasi orgutlerin ekonomik kaynagini uluslararasi fonlardan yaratmak zorunda kalmasına yol acmistir. Fon kullanımı, para kullanmanın sorumlulugu ve kuralları ile ilgili yeni problem alanları yaratmıştır.Dayanışırken iyi olan bir takim ilişkiler, kadınların un ve para ihtimali ile karşılaşması ile bozulmuş ve paranin kullanimi, denetimi, hesabinin verilmesi gibi tanımlanması gereken yeni problem alanları doğurmuştur.

3- Feminizmin gelecegi nedir? Bilindigi gibi 1. Dalga Kadin Hareketi, 1. Dunya Savasinin yol actigi kitlesel yikim nedeniyle yok oldu. O boyutta olmasa da su anda da ciddi bir savas konjonkturu ile karsi karsiyayiz. Hareketin ayni durumla karsilasmasi soz konusu olabilir.

Turkiye’de feminist hareket, bir orta sinif hareketidir. Dunyadan farkli olarak (orn; Guney Amerika) Turkiye’de bir alt sinif kadin hareketi bulunmamaktadir.

  • Alt sinif kadinlarin (Suriyeli multeciler dahil) problemlerini politiklestiremedik.
  • Turkiyedeki feministler icin bir siyasal ittifak soz konusu olabilir mi?
  • Turkiye gundemini feminizme tasiyabilme kapasitemiz var mi?

Turkiye’nin yeni ordusu artik “Mehmetçik” degil, ÖSO gibi ve/veya paralı oluşumlardır. Savasan erkek ne dusunuyor? Erkeklerin nasil mobilize edildigini politiklestirmek gerekir.

  • Din soslu cinsiyetciligin yeni durumu.

FULYA VEKILOGLU: TOPLUMSAL CINSIYET ODAKLI SURDURULEBILIR KALKINMA HEDEFLERI VE MULTECILER KONUSUNDA UN WOMEN CALISMALARI

2030 yilina kadar uygulancak Sürdürülebilir Kalkinma Hedefleri’nin taahhutlerinin ulkemizde gerceklestirilebilmesi icin ne gerekmektedir?

193 ulkenin katilimi ile bir kuresel gundem olusturuldu. Yoksulluk, aclik, kaliteli egitime erisim gibi problemlere odaklanan 17 hedef belirlendi. Bu hedeflerin 5.si Toplumsal CInsiyet Esitligi oldu.

Kadinlarin ekonomiye tam katilimi yani toplumsal cinsiyet esitligi saglanmadigi surece surdurulebilir kalkinma hedeflerine ulasilamayacagi sonucu aciktir.UN WOMEN raporuna gore; dunyada son 20 yilda daha cok kiz cocugu egitime ulasmis, daha cok kadin istihdam olmus, daha cok kadinin siyasi soz hakki olmus olmasina ragmen yine de dunyada toplumsal cinsiyet esitligi saglanmadigi aciktir. Turkiye ise Dunya Ekonomik Forumu’nun Kuresel Toplum Raporu’na gore toplumsal cinsiyet esitligi acisindan 140 ulke arasinda 135. Siradadir.

Toplumsal Cinsiyet Esitligine yonelik bir cok hukuksal duzenleme yapildiysa da , esitligin yalnizca yasalarla saglanamayacagi aciktir. Ekonomik ve sosyal reformlar geklidir. Bu yuzden asil odak onyargilar olmalidir.Bu onyargilarla savasmak ise buyuk gorec kadin orgutlerine duser.

Bu gunlerde, Surdurulebilir Kalkinma Hedefleri ile paralel olarak 11. Kalkinma Hedefleri görüşülmektedir. Bu hedefler 2023 yilina dek uygulamada olacaktir. Ulkemizde Kalkinma Bakanligi konu ile ilgili calismakta, bir takim anketler ve veri toplama araclari ile “ Kadinin Kalkinmadaki Rolu Calisma Plani” hazirlanmistir.Kalkinma Bakanligi’ndan kac kadin orgutu bunu aldi? Bunlarin kadin orgutlerine hemen hemen hic ulasmadigini biliyoruz. Bu durumda kadinlarin icinde olmadigi halde onlar icin duzenlemeler yapilan bir durum ortaya cikmaktadir.

Bu gunlerde uzerinde gorusulen bu konunun icinde olmak gerektigi gibi, belediyelerden uluslararasi duzeye ,Toplumsal Cinsiyet’e duyarli tum butcelemelerin icinde olunmasi gerekir.

Multeciler ve toplumsal cinsiyet konusu da ayri bir sorun alanidir. Multecilere yonelik yuzlerce proje yapilmasina karsin hicbiri toplumsal cinsiyet odakli degildir. Gaziantep’te kurulan Kadin Evi bile toplumsal cinsiyet gozetilmeden hayata gecirilmistir.

YILDIZ TEMURTURKAN: DUNYA KADIN YURUYUSU GUNDEMI

Bu toplantiya ev sahipligi yapan Ucan Supurge, Dunya Kadin Yuruyusu’nun ilk katilimcilarindandir.

Yoksulluga ve siddete karsi dunya kadinlari yuruyusu bes yilda bir ve tum dunyada es zamanli yapilir.

Dunya Kadin Yuruyusu’nde 90’li yillarda iki onemi dinamik vardi:

1- Ulusal kurtulus mucadelesi icinde guclenmis kadin hareketleri ( Quebec, Bask vb.)

2- Baskalarinin tabiriyle Populer Feministler, kendi adlandirmalariyla Politik Feministler

Bir grup disaridan fonlanma ile NGO feminizmi olarak tanimlanabilecekken, diger grup taban orgutleriyle faaliyet gosteren politik feminizm olmustur.

Bu iki dinamigin etkisiyle ozsavunma cizgisinde ilerlendi. 90’li yillarin sonunda yoksulluga karsi sinif mucadelesi ile siddete karsi feminist mucadele - ki aslinda ayni mucadeledir - birlesti.

BM’ye, Dunya Bankasi’na ve IMF’ye baski yapilarak dilekceler yazildi. Eylem cizgisi buydu.

11 Eylul’den sonra:

Kanada’da toplanti yapildi. Cok buyuk bir ofke birikmisti cunku bugun burada oldugu gibi, o surecte de ilk once kadin birimleri kapatilmisti. Yuruyus’e devam karari alindi. “ Baska Bir Dunya Mumkun mu?”, altermondialist tartismalar yapildi. Dunya Sosyal Forum’u surecinde yer alindi. Diger uluslararasi forumlarla ittifak yapildi. Ornegin; Dunya Ciftci Forumu gibi. Bu hareketlerin feminize edilmesi gerektigi anlasildi. Bunu da Dunya Toplumsal Assembly’si ile yaptik. Ayrica tum sonuc bildirgelerinde “feminizm” kelimesini mutlaka gecirdik.

Boylece 2000’lerin ortasina gelindi.Bu donemde kendimizi uluslararasi ve antikapitalist bir hareket olarak tanimladik. Kuresel duzeyde eylem temalari belirledik. Bunlari 4 temaya oturttuk:

1- Kadina Yonelik Siddet

2- Baris ve Sivillesme ve Ortak Menfaat

3- Ekonomik otonomi

4- Kadin Emegi

2015’e gelindiginde:Orgutlenmenin kriminalize edilebilecegi bir atmosfer olustu. Küresel düzeyde krizlerin ve gayrı-nizami savaş durumunun yaşandığı bir döneme girildi.Zaten kadınların her yerde sürdürdüğü direnişlerini görünür kılacak; doğanın talanını, kadınların bedenleri ve hayatları üzerinde tahakkümü, emeğin haklarının ve geçim araçlarının gasbını, her zamankinden daha fazla şiddet, militarizm ve toplumsal hareketlerin kriminalizasyonunu temel alan günümüzün bu egemen birikim modeline karşı alternatifler geliştirmek istedik.Boylece 4 tema one cikti:

1- Doganin gaspi

2- Kadin bedeninin kontrolu

3- Emegin gaspi

4- Kadina karsi siddet

Su anda 2020 yuruyusune hazirlaniyoruz. Feminist alternatifler ve varolan durumun sikayetinden ote, baska bir dunya mumkun uzerine yogunlasiyoruz.

Ulusotesi sirketlerle ilgili kampanyalarimiz;

Bu konuda kadin emekciler icin ozellikle sorun teskil eden iki sektorun;

1- Tekstil: Kadinlarin hem uretici hem tuketici oldugu icin ve Bangladesteki Rana Plaza’da gerceklesen gibi is cinayeti boyutu oldugu icin. Her yil 24 Nisan’i kuresel eylem gunu yaptik.

2- Madencilik: Ozellikle Guney Yarimkurede kadinlari etkiledigi, ornegin Honduras’ta oldugu gibi kadin eylemcilere yonelik suikaslere varan siddet ornekleri oldugu icin.

Ayrica corporate feminism ve diger forumlarda (#metoo, avid forumlari vb.) katilim gosterdik.

Günümüzde örgütlerin yoksullaştığı, kriminalize oldugu ve Hindistan,Ukrayna,Cin gibi dogulu ve baskici yeni guclerin, feminizmi “bati isi” gosterip, bati karsitligi uzerinden bastirdigi bu yeni doneme nasil uyum saglariz sorusuyla ugrasiyoruz. Bunlarla nasil basa cikariz, kimlerle ittifak yapariz sorularina kadinlarin hayati devam ettirme refleksi ile cevap ariyoruz.

SERPIL CAKIR: FEMINIST BILGININ URETIMI: AKADEMIDE KADIN OLMAK VE KADIN CALISMASI YAPMAK

Feminizm; bir guzergah, bir diyalog, praxis,sureklilik ve donusumdur. Toplumsal ve siyasi bir harekettir. Dinamizm ile surekli hat degistirir. Kadinlarin kendini baski altina alan politikayi farketmesi, algilamasi, degistirmeye calismasidir.Iki ayak uzerinden gelisir:

1- Feminist hareket ( hareketin icinde bilgi teorisi uretilir)

2- Akademi

Akademi de ,hayatin her alani gibi, eril iktidarin yogun oldugu bir yerdir.

2 tur kadin akademisyen vardir:

1- Erkeklerle dirsek temasi olup, iktidar sahiplerinin yaninda olmayi secer. Baskalasim hedeflemez. Pozitif bilimin ilkeleriyle kadin calismasina bakarlar. Kadin calismalari alanindan diger sosyal bilimlere (hukuk,sosyoloji vs…) feminist teoriler acisinda bakmazlar. Akademi icinde feminizmi kullanirlar. Bildiri ,makale yazmazlar.

2- Kadinlik hali olarak kadin calismasi yapanlar. Kendilerini bagimsiz ozne olarak tanimlarlar. Bedel oderler. Makale yazarlar. Ayni zamanda aktivisttirler. Akademide kadin olmak, ataerkil toplumda kadin olmanin bir halidir. Bu yuzden erkek akademiye carparlar.

Akademi iktidari ve hiyerarsiyi sever. Feminist bir akademisyen olarak bunlari yikinca kucumsenebilirsiniz. Ornegin esit iliski kurdugunuz ogrencileriniz tarafindan bile yeterince ciddiye alinmadiginizi gorebilirsiniz.

Gunumuzde feminist orgutlenmenin sorunlari:

  • Arsiv eksikligi: Bilginin aktarimi, sozlu ve yazili tarih konusunda inanilmaz eksiklerimiz var.
  • Rekabetin yerini dayanisma almali
  • Feminist akademisyenlerin aktivizmle organik bag kurmasi gerekliligi
  • Gunluk ofkenin dokulebildigi ancak birlikte politika uretilebilen orgutler olmak

YASEMIN OZ : FEMINIST MUCADELE VE BEDEN POLITIKALARI

Turkiyede kadin hareketinin tamami feminist degilken beden politikalari uzerine ne yapiyoruz?

Biz kendi orgutumuzde bir kere kurtaj konusunda netiz. Islami feministler ve modernist feministlerin bu konuda catistigini biliyoruz. Ancak biz bunun kadinin kendi karari oldugu konusunda netiz.

Kadin hareketi, “Bedenime Dokunma”, “Kiyafetime Dokunma” gibi basarili kampanyalar ve ornegin cinsel siddet konusunda cok iyi soz uretmistir. Ancak ornegin evlilik disi cocuk konusunu kampanyalastiramadik ve bu konuyu politiklestiremedik. Yine arzu ve cinsellik uzerine iyi soz uretemedik. Bu konulari tartisamadik. Bu boyle olunca dogal olarak LGBTI cinselligi de konusulamadi.

Aslinda LGBTI ve feminist hareket bir nev’i catisma yasiyor denebilir. Feminist gruplarin LGBTI orgutleri kabulu sadece teorikti. Gercek bir anlama ve kabullenis olmadigi pratikteki yaklasimlardan anlasiliyordu (LGBTI partide lezbiyen bir cift karsisinda feminist orgutten arkadasin yasadigi saskinlik ornegi :) ) Feminizm ikili cinsiyet sistemine ihtiyac duyuyor ve bundan dolayi bizim gibi farkli performatif bireylere acik degil. Bu tartismalari yurutmedi, o olgunlukta degil henuz. Biz kendi orgutumuz dahilinde bile mesela erkek gorunumlu ama kendini kadin hisseden birini pratik bazi durumlarda nereye yerlestirecegimizi bilemedigimiz durumlar olmustu. Bunlari zamanla tartisip, uzlasarak ‘kisinin beyani esastir’ noktasina getirdik. Boyle bir durumda bir feminist orgutun nasil davranacagini acikcasi bilemiyorum.

Bu arada tabii Turkiye’de daha onceki LGBTI kusaklarin nerde oldugu da onemli bir soru? Bildigimiz LGBTI ilk aktivistleri 70lerde dogmus, su an 40 yas civari olan bireyler. Bunun oncesi yok mu? Neredeler?

Ajandayi surekli ulke belirliyor; savas, siddet,istismar vb. bunlara verdigimiz reaktif tepkiler zamanimizin cogunu aliyor. Kendi gundemimizi yaratamiyoruz. Ayrica bunlardan vakit bulup, dunyayi izleyemiyoruz. Kampanyalar konusunda cok iyiyiz ama orgutlenmede ( yikici rekabet,dedikodu vs.) kotuyuz.

DENIZ KANDIYOTI: KADIN HAREKETI, STK’LAR VE YENI KOALISYON IMKANLARI (SKYPE)

Tum dunyada genel konjonktürün cok karamsar oldugunu goruyorum. Turkiye’de buyuk enternasyonelin mesela; BM’nin bir parcasi oldugu icin bundan dogal olarak etkileniyor. Bunun sonucu olarak orgutler de konjonkturden etkileniyor.

Bir yandan Men for Women (heforshe kastedilerek) gibi girisimler var. Ancak Trump -Putin ekseninde yol alan dunya siyaseti toplumsal cinsiyet uzerindeki meselelerden palazlaniyor.Rusya, Turkiye, Misir inanilmaz benzerlikler gosteriyor. Gender ideology’yi ortadan kaldirmaya yonelik zorba girisimler goruyoruz. Fon bulamamaktan, oldurulmeye kadar bir suru sonucu var bunun.

Bu yeni donemi nasil tanimlariz;

  • STK’larin calisma alani kesinlikle daraldi
  • Orneklerini gordugumuz gibi ,bircok birey artik orgutlu degil toplumsal hareketler spontane gelisiyor ve hacimlerine ragmen saman alevi gibi sonuyor
  • NGO yerine devlet destekli modeller olmali- olacak
  • Bu yeni (sehirli-egitimli) kadin hareketlerinin icinde mecburen erkekler de olacak
  • KLASIK ANLAMDA ATAERKILLIK BITMISTIR
  • Open Democracy dergisi icin Arap Bahari’ni izledim. Kadinlar ve erkekler, kadina yapilan baskiyi artik erkegin kadina yaptigi baski olarak degil, rejim baskisi olarak goruyor. Artik kadin haklari meselesindeki bolunme kadir/erkek olarak degil, siyasi bolunme olarak goruluyor.

Bu yeni/karsi takimin ne oy verebilecegi bir parti var, ne dahil olabilecegi bir orgutlenme...Ana-akim partilere yayilmis durumda.

STK’lar, kadin hareketinden bagimsiz olustu. Finansorlerin tayin ettikleri agendalar calisildi. Iki tip STK’lasma oldu:

  • Haklar uzerinden
  • Devletin vermesi gereken hizmetleri veren

Bu tartismalar G. Amerika’da cok sert gecti. Turkiye’de kisa surdu. Ancak proje bazında belli konulara odaklanarak (şiddet gibi) NGO’laşma kadın hareketini boldu, herkes kendi projesini kovaladı.

Kadın hareketi her şeye rağmen belli bir noktayı coktan aşti. Örneğin; Türkiye’de televizyonlarda her gun, devlet,psikolog vs. el ele evlilik programları ile kadınlara, itaatin ibadet olduğu satılıyor. Ama alan yok! Böylece Masculinist Restoration ile karşılaşıyoruz yani; kadın sesini bastırmak için daha fazla şiddet ve baskı üretmek.

Biz bu genç kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarına nasıl cevap verebiliriz? Tabandan gelen organik bir hareket nasıl olabiliriz? Her seyi birakip bunu dusunmeliyiz.

Özetleyecek olursak:

1- Genel konjonktür çok karanlık

2- Eski tip fonlar donemi bitti

3- Tabandaki hareketlilik ölmüyor

1. OTURUM: MEVCUT SIYASAL ORTAM VE KADIN HAREKETININ GUNDEMI, ORGUTLERDE FEMINIST ETIK,ISBIRLIGI VE ITTIFAK STRATEJILERI

( Moderator: Hatice Kapusuz)

AYSEN ( Kadin Cinayetlerini Durduracagiz) : Feminizm artik herkesin “ben feministim’ demek istedigi bir noktaya geldi. Gencler katilmak icin can atiyorlar.

SERPIL SANCAR: Orgutlenme cok yere yakin olmali. Peki nasil olmali? Islamci kesimin mahalle bazinda orgutlendigi donem gibi, semt bazinda, saglik ocaklari, okullar etrafinda olabilir. Bunu Turkiye calinda yapabilmek icin kurumsal ruzgarin arkadan gelmesi lazim, su an durum o degil.

DERYA ( Mardin Kadin Platformu): Savas somurulenler uzerinden gidiyor

1. OTURUM: KURUMSAL DENEYIMLERIN PAYLASIMI

( Moderator: Semra Ulusoy)

SEMRA ULUSOY: Kurumsal deneyimlerin paylasimi onemli, bazen Amerikayi yeniden kesfediyoruz. Ayni sey icin iki kere yoruluyoruz.

ISTEM AKALP (ASHOKA): Orgutler nerede tikandi?

ZELIHA BERRIN SONMEZ (Baskent Kadin Platformu): Maliye politikalarinin gelistirilmesi uzerinde durdu

SIBEL AKBAS (Foca Baris Kadinlari):

SEHLEM ( Cinsel Siddetle Mucadele Dernegi): Birisi cikip sacma sapan bir aciklama yapiyor ve hepimiz bir acele ile ust uste aciklamalar yapiyoruz. Cok fazla reaktif politika yapiyoruz, bunun yerine daha proaktif politika yapilmali.

AYSEN ( Kadin Cinayetlerini Durduracagiz P.) Serpil Sancar’in orgutlerdeki duygusal iletisim konusunu vurguladi. Meydanlara dokulmemizin, beraber olmamizin onemini, 8 mart civarinda kadin cinayetlerindeki sayinin dusmesini aktararak vurguladi.

OLCAY KARACAN (KASAUM - Cinsel Saldiriya Karsi Merkezi) 6 yil icinde basvuru sayisinda artis oldu. Birim faaliyetlerini ogrenciler tanitiyor. Ogrenciler bizi, biz de ogrencileri tanimis oluyoruz. Bu kadar muhafazakar bir cevrenin icinde (kampusu kastediyor) basvuranlarla guvenli iliskiler gelistirebildik, ogrencileri taniyabildik.

SEVILAY CELENK: ABD’li feminist Emma Goldman harekete muthis konusmalarla katki yapmistir. Boyle muthis konusmalara ihtiyacimiz var. Bu donem gorevden alina cok sayida kadin ogretim uyesi var, Baris Akademisyenleri’nin cogu feminisme katkisi olan aktivist akademisyenlerdi.

ZOZAN (VAKAD): STK’lar akademik kariyere yardimci olan, CV gelistiren yerler oldu. Profesyonellik ve fonlar meselesi ortaya cikti. Her sey seffaf olmasina ragmen, paranin yonetimiyle ilgili problemler olustu. “Fotokopi makinasi sadece feminist amaclar icin kullanilabilir” :)

CIGDEM AYDIN : Yaygin degil etkin calismalar artik daha onemli. Kim ne calismak istiyorsa feminist perspektiften calismali. Ayrica KADER gecmisi ve hayal kirikliklarindan bahsetti.

BURCU UZUMCULER( MOR SALKIM- BURSA): Saha calismalarindan bahsetti. Kadinlarin kendileri icin hicbir sey istemedikleri, erkeklerin siddetin ne oldugunu bilmedikleri, %58 inin partnerine siddet uygulamis oldugunun (psikolojik,cinsel…) ortaya ciktigini paylasti. 5 trans bireyle calistiklarini, ozel bir kresta toplumsal cinsiyet calismasi yaptiklarini, univeristede 8 ay calisma yuruttuklerini ozetledi.

HALIME GUNER: Ucan Supurge’nin kurulus asamasini, Supurge’den dogan veya Supurge’nin ev sahipligi yaptigi hareketleri ( KAOS GL’nin ilk toplantilari, KADER, Queer Fest, Demir Leblebi, Gen-der) ancak bugun Supurge’den ayrilip Hem Gen-Der hem Ucan Supurge Dernegi adini kullanan olusumla ilgili yasanan üzüntü verici gelismeleri aktardi.

GULRIZ UYGUR: Feminist etik ve ISTEMEK’in onemi

MELEK (FILMMOR )

NUR ELCIK: Sema Kaygusuz’un You Tube konusmasi

SUNDUZ HASAR: Kadin hareketi 80’lerde masumdu, 90’lar proje devriydi ve para ve un ihtimali dogdu.

SERPIL SANCAR: Herhangi bir orgutte 2 duzey vardir:

Normatif Duzey: Sevgi ve dayanisma ile, bur TR de fazlasiyla yapiliyor

Gerceklik Duzeyi: Normatif ilkeler burada cikan sorunlari cozemez.

Feminist orgutlerin yuzlesme ihtiyaci var. Adalete ihtiyaci var.

Adaletin saglanmasi 3 asamada olur iddia,savunma ve hakemlik... Yani duygusallik uretmeden, duygusallikla taraf yaratmadan